Delta blues, 1920-1930’larda Mississippi Delta bölgesinde ortaya çıkan, genellikle akustik gitar, ham ve doğrudan bir vokal tarzı ile slide gitar tekniğine dayanan bir gelenektir; Robert Johnson, Son House ve Charlie Patton gibi isimler bu geleneğin kurucu figürleri arasında sayılır.
1940’larda ve 1950’lerde Büyük Göç (Great Migration) döneminde pek çok Delta blues müzisyeni Chicago’ya taşındı; bu şehirde elektro gitar, bas gitar ve davulla desteklenen daha yüksek sesli, grup temelli bir blues tarzı doğdu.
Muddy Waters ve Howlin’ Wolf gibi isimler, Delta’nın akustik geleneğini elektro bir kadroya taşıyarak Chicago blues’unu şekillendirdi; bu tarz, daha sonra rock’n’roll’un ve İngiliz blues-rock hareketinin doğrudan temelini oluşturdu.
İki gelenek arasındaki temel fark, sadece enstrümantasyon değil aynı zamanda atmosferdir: Delta blues genellikle yalnız, içe dönük ve ham bir karaktere sahipken, Chicago blues topluluk temelli, enerjik ve dans edilebilir bir sese sahiptir.
Derslerimizde blues tarihini anlatırken bu iki geleneği yan yana ele alırız: öğrencilere aynı kök müzikal dilin, coğrafya ve teknoloji (elektro gitarın gelişi) ile nasıl kökten farklı iki sese dönüşebileceğini gösteririz.